DENEK 308 / GİRİŞ
"Çekim 308. Elimde ki şırınga da deney 308, bulunuyor. Damar yolundan sokacağım ilaç, etkisini ne zaman göstereceğini bilmiyorum. İlacın her hangi bir yan etkisinin olup olmadığını bilmiyorum. Bu deney de, Denek 308 ölebilir ya da yaşayabilir."
Kulağımdan içeri giren boğuk seslerle kendime gelmiştim. Başımın şiddetle ağrımasıyla, yüzümü buruşturdum. Refleks olarak, elim, başıma gidecekken bileğimi kavrayan bir engeli fark etmiştim. Sıktığım gözlerimi yavaşça açtım. İlk başta suratıma tutulan ışık yüzünden rahatsız olsam da, alıştığımda etrafa baktım. Beyaz önlüklü, dört kişi vardı. Her birinin başında bone, ağzında maske, gözlerinde koruyucu gözlük bulunuyordu. Aniden kaşlarımı çattım.
"Siz kimsiniz?" Titrek ve fısıltı halinde çıkan sesim, boğazımı zorlamıştı. Boğazımda oluşan yanmayla çatık kaşlarımı daha çok çattım.
Beyaz önlüklü kişilerden, bir tanesi bana döndü. Telaşla konuştu, "Efendim, Denek 308, uyandı!"
Odada bulunan herkes bana dönerken, başım dönmeye başlamıştı. Refleks olarak, elim, başıma gideceği sırada unuttuğum engele bakmak için, yattığım yerden başımı hafif kaldırdım. Ayak bileklerim ve el bileklerim, siyah bir demirle bağlanmıştı.
"Bilinci açık mı?" diye sordu, kalın bir ses. Ağrıyan ve dönen başımı geri yatırdım. Sertçe yutkundum. Bulunduğum durumu henüz, anlayamamıştım.
"Açık gibi görünüyor."
Gözlerimi sonuna kadar açıp, yumdum daha sonra tekrar açıp, etrafa baktım. Biraz olsa da, aklım başıma gelmişti. Gözlerimi odada gezdirdim.
Duvarları beyaz olsa da üstünde fazlasıyla siyah leke vardı. Ameliyathane de kullanılan çoğu eşya, başımın yanında bir masa da duruyordu. Önlüklü, beş kişi vardı. Hepsinin elinde siyah eldiven bulunuyordu.
"Burada ne işim var?" dedim kısık çıkan sesimle. Daha sonra, "Merhaba, Denek 308," dedi bir ses. Kaşlarımı çattım. "Ne?"
"Yaşamın boyunca, Dünya'ya ve insanlığa hiçbir katkın olmadı. Ama biraz sonra değişebilir. İnsanlığa ve Dünya'ya, bir ilk gerçekleştirebilirsin," diye devam etti ses.
Yüzümü buruşturdum. "Bu ne saçmalık?"
"Saçmalık mı?" diyerek kahkaha attı. "Çok yanlış düşünüyorsun, Denek 308. Bu deneyden sonra, bir iyilik yap bana ve yaşa."
"Efendim, şırınga da ki sıvı, pembeleşmeye başladı," dedi farklı bir ses. Sesleri ayırt edemiyordum, bilincim o kadar açık değildi.
"Hemen işlemlere başlayın. Denek 308'in, ölmemesine dikkat edin."
"Emredersiniz, efendim," dedi aynı ses. Başımı kaldırdığımda, bana doğru yaklaşan şırıngayı gördüm. İçinde beyaz, pembe karışımı bir sıvı vardı. Üstü hafif köpürmüştü.
Şırıngayı, önlüklü kişi, koluma yaklaştırdığın da, "Sakın, yapma! Yapma!" diye bağırdım.
Önlüklü kişi, şırıngayı kolumda ki damara soktu. Şırınga da bulunan ilacı, enjekte etmeye başladığında hissettiğim acıyla çığlık attım.
Enjekte edilen sıvıyı damarlarımda, oynayışını hissediyordum.
Şırıngayı, kolumdan çektiğinde odada ki herkes derin bir nefes aldı. Sıvının enjekte edildiği kolum, uyuşmaya başlamıştı.
"Bana ne yaptınız?" diye sordum kısık sesle. Bana yakın duran, beyaz önlüklü kişi bana baktı. Gözlerinde hiçbir his belirtisi yoktu. Bu benim ürkmeme neden olsa da, belli etmemeye çalıştım.
"Denek 308'i, odasına götürün. Fazlasıyla yorulmuştur, dinlensin."
Yattığım yer hareket etmeye başladı. Beyaz önlüklü kişiler, yattığım yerin belli kısımlarını tutmuştu. Bir yere sürükleniyordum.
Yarı açık bilincimle, geçtiğim yerlere dikkatle bakmaya ve aklımda tutmaya çalışıyordum.
Beyaz koridordan geçerken, kapıların üstünde yazan numaralar dikkatimi çekmişti.
189, 190, 191...
Numaralar, sıralı bir şekilde ilerliyordu.
Durduğumuz zaman, sağ tarafıma çevirdim, başımı. Önlüklü kişiler, beyaz bir kapıyı açtılar. Beni, içeri soktular. Odanın bir kısmına yerleştirip, parmağıma bir alet taktılar. Odanın içinde, kalp atışımın sesi yankılanmaya başlamıştı. Koluma, serum takıp, odadan çıktılar.
Yavaş yavaş kapanan gözlerimi daha fazla uyanık tutamazdım.
Gözlerimi kapatıp, kendimi uykuya teslim ettim.
Yorumlar
Yorum Gönder